Nevşehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Nevşehir Müze Müdürlüğüne Bağlı Müze ve Ören Yerleri

Nevşehir Müzesi

Nevşehir’de müze kurulma fikri 1963-1964 yıllarında Merkez Kütüphane Müdürü Hamit ÖZALP’in çevreden topladığı eserleri kütüphanenin bir odasında muhafaza etmesiyle başlamıştır. Hamit ÖZALP’in çalışmaları sonucunda 1966’da Eski Eserler ve Müze Genel Müdürlüğünce  Nevşehir’de müze açılması kararlaştırılmış olup daha sonra Damat İbrahim Külliyesi’nin bir parçası olan aşevi ve sıbyan mektebi  müze olarak kullanılmak üzere restore edilmiştir.1966 yılının sonlarında teşhir ve tanzim işleri bitirilerek, 1967 yılında Damat İbrahim Paşa Arkeoloji ve Etnografya Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. 1987 yılında ise şimdiki Kültür Sitesi  bünyesinde bulunan yerine taşınmıştır. Müzede arkeolojik, etnografik ve sikkelerin sergilendiği iki teşhir salonu bulunmaktadır.

Arkeolojik Teşhir Salonu

Neolotik, Kalkolitik, Tunç Çağları , Demir Devri eserleri, Arkaik, Hellenistik, Roma, Bizans ve Mezopotamya’dan eserler ile çeşitli dönemlere ait bronz, gümüş ve altından yapılmış sikkeler sergilenmektedir. Prehistorik eserler,Gülşehir yakınlarındaki Civelek Mağarası’ndan ve Avonos’un Zank Höyük’ten ele geçmiştir. Civelek mağarası buluntuları arasında pişmiş topraktan çömlekler, kaseler ve ağırşaklar önemli yer tutar.

Orta Tunç Dönemi’ne ait pişmiş topraktan yapılmış geometrik motiflerle boyalı çeşitli formdaki kaplar Doğu Anadolu kökenlidir. Frig seksiyonunda sergilenen bronzdan fibulalar,kemikten çeşitli objeler,pişmiş topraktan kaplar, taştan ağırşaklar ve boncuklar Avonos  Topaklı kazısından ele geçmiştir.

M.ö  1. binde Urartular Dönemi’ne ait Doğu Anadolu’dan gelen bronzdan kemerler, iğneler, küpeler, yüzükler, at gemi , bilezikler, umbolar, plakalar, obsidiyenden ok uçları ve çeşitli taş ve bronzdan yapılmış mühürler Nevşehir Müzesi’nin eserleri arasındadır. Arkaik ve Hellenistik buluntuları, Nevşehir Kurugöl kazısı ve Avonos Topaklı Höyük kazısından  ele geçmiştir. Bu eserler siyah figürlü lekytoslar, tabak, kylix, pyksis, krater formundaki pişmiş toprak kaplardır. Roma Dönemi’ne ait çeşitli formdaki gözyaşı şişeleri, bilezikler, bardaklar ve boncuklar Müze’nin koleksiyonları arasındadır. Bizans Dönemi’ne ait seksiyonda cam ve bronz bilezikler, bronz rölikler, sedeften oyulmuş eserler sergilenmektedir. Mezopotamya’dan getirilmiş Prehistorik  Döneme ait eserler bağış yolu ile Nevşehir Müzesi’ne kazandırılmıştır. Müzemiz sikke seksiyonunda ise Yunan sikkelerinden başlamak üzere Roma , Selçuklu, Osmanlı Dönemlerine ait  sikkeler ile Nevşehir yakınlarındaki  Çat kasabasında tesadüfen bulunan İspanyol dukaları da sergilenmektedir. Arkeolojik salonda açık teşhirdeki Derinkuyu civarından ele geçen pişmiş toprak lahitlerle satın alma yoluyla gelen mermer mezar stelleri  ve sunaklar oldukça ilgi çekicidir.

Etnografik  Teşhir Salonu

Nevşehir ve yöresine ait folklorik eserler bu seksiyonda sergilenmektedir. Eserlerde Anadolu’da olduğu gibi bölgede yaşayan halkın sosyal, dinsel ve felsefi anlayışını  bez, maden, ahşap üzerine aktardığı görülür. Şerbetlik, Osmanlı  Döneminde ahşap oyma sanatının Nevşehir etnografyasındaki  en güzel örneklerdendir. Seksiyonda kadın başlıkları, gümüş bilezikler, aynalar, göğüs ve baş sarkaçları, savaş aletleri, gümüş ağızlıklar, saat köstekleri, taş ağızlıklar ve tütün kutuları ile ahşap şerbetlik ve tavan göbekleri mevcuttur. Taş eserleri ise mezar taşları ve yapı kitabeleri tamamlar.

GÖREME AÇIK HAVA MÜZESİ

Nevşehir’e 13 km uzaklıkta ve Göreme Kasabası’nın 2 km doğusunda yer alan kaya yerleşim yeridir.Göreme’de M.S. 4. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar yoğun bir şekilde manastır hayatı yaşanmıştır. Hemen her kaya bloğunun içinde kiliseler, şapeller, yemekhaneler ve oturma mekanları mevcuttur. Bugünkü Göreme Açık Hava Müzesi dini eğitim sisteminin başlatıldığı yerdir. Soğanlı, Ihlara, Açıksaray aynı eğitim sisteminin daha sonraları görüldüğü yerlerdir.

Göreme Açık Hava Müzesi’nde bulunan kiliseler 2 tür  teknikle boyanmıştır. Birincisi doğrudan doğruya kaya yüzeyi düzeltilerek üzerine yapılan boyama, ikincisi ise kaya üzerine yapılan secco (tempera ve fresco) tekniği ile yapılan boyamalardır. Kilisede işlenen konular İncil’den ve Hz. İsa’nın hayatından alınmıştır.

Göreme Açık Hava Müzesi’nde Kızlar ve Erkekler Manastırı, Aziz Basil Kilisesi, Elmalı Kilise, Azize Barbara Kilisesi, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise ve Tokalı Kilise bulunmaktadır.

Göreme Açık Hava Müzesi 1967 yılında ziyarete açılmıştır.

EL NAZAR KİLİSESİ

Göreme-Müze yolunun sağındaki vadide, yoldan yaklaşık 800 m uzaklıkta El Nazar vadisindedir. Bir peribacası içine oyulmuş El Nazar Kilisesi ‘T’ planlı, haç kolları beşik tonozludur. Ana apsis haç kollarının birleştiği merkez mekana açılır. Zeminin tamamı ve apsisin bir kısmı tahrip olmuştur. Sahneler kronolojik olarak birbirini takip etmekte, kilise 10.yüzyılın sonlarına tarihlenmektedir.

PAŞABAĞLARI VE ZELVE  ÖREN  YERİ

Göreme-Avanos yolunun sağında, yoldan 1 km içeridedir. Eskiden ‘Rahipler Vadisi’, bugün Paşabağları olarak adlandırılan bu alan kendine özgü peribacaları ile kaplıdır. Çok gövdeli ve çok başlı olan bazı peribacalarının içlerine şapel ve oturma mekanları oyulmuştur. Üç başlı peribacalarından birinde Aziz Simeon adına yapılmış bir şapel ve inziva hücresi bulunmaktadır. Paşabağları henüz ören yeri olarak düzenlenmemiş, ancak çevre düzenleme projesi tamamlanma aşamasındadır

Göreme-Avanos karayolu üzerinde yoldan 2 km içerdedir. 3 vadiden oluşan Zelve Ören Yeri, peribacalarının en yoğun olduğu yerdir. Vadideki peri bacaları sivri uçlu ve geniş gövdelidir. 9. ve 13. yüzyıllarda hristiyanların önemli yerleşim ve dini merkezlerinden biri olma özelliğini korumuş, aynı zamanda papazlara ilk dini seminerler bu yörede verilmiştir.Yamaçların dibinde yer alan “Direkli Kilise” Zelvedeki manastır hayatının ilk yıllarına aittir. Kilise süslemelerinde tercih edilen kabartma haçlar daha çok İkonoklastik düşünce ile yakından ilgilidir.  Balıklı, Üzümlü ve Geyikli Kiliseler vadinin en önemli kiliseleri olup İkonoklastik Dönem öncesine aittir. Üçüncü vadide hem cami hem de manastır bulunmaktadır.

1952 yılına kadar iskan edilmiş vadide manastırlar, kiliseler, yerleşim yerleri, iki vadiye açılan tünel, değirmen, cami gibi yapılar’ın yanı sıra yamaçlara oyulan güvercinliklerde  bulunmaktadır.

ÇAVUŞİN (NICEPHORUS PHOCAS) KİLİSESİ

Göreme-Avanos yolu kenarında, Göreme’ye 2,5 km uzaklıktadır. Kilise kaya içine iki katlı olarak oyulmuştur. Alt katta keşiş odaları yer almaktadır. Üst katta yer alan kiliseye ulaşan doğal merdiven yıkılmıştır. Bugün sonradan yapılan demir merdiven sayesinde kiliseye çıkılabilmektedir. Oldukça yüksek tek nefli, beşik tonozlu, üç apsisli olan kilisenin narteksi yıkılmıştır. Kilise Doğu Roma imparatoru  Nicephorus Phocas’ın Kapadokyaya yapmış olduğu ziyaret sonrasında  964/965 yıllarında yaptırılmıştır. Kilisede İmparator Nicephorus Phocas, karısı Teofano ile diğer aile üyeleride resmedilmiştir. Kilise, 07.02.2018 tarihinden itibaren geçici süre ile ziyarete kapatılmıştır.

ÖZKONAK YER ALTI ŞEHRİ

Avanos’a 14 km uzaklıktaki Özkonak kasabasında bulunan yer altı şehri, İdiş Dağı’nın kuzey yamaçlarında volkanik, granit bünyeli tüf tabakalarının oldukça kalın olduğu bir yerde yapılmıştır. İki katlı olan Özkonak Yer Altı Şehrinde geniş alanlara yayılmış olan galeriler birbirlerine tünellerle bağlanmıştır. Kaymaklı ve Derinkuyu yer altı şehirlerinden farklı olarak katlar arası haberleşmeyi sağlayacak çok dar ve uzun delikler bulunmaktadır. Düzgün oyulmuş odaların girişleri kapatıldığında havalandırma da bu deliklerle sağlanmıştır. Diğer yer altı şehirlerinden farklı olarak sürgü taşından sonra, tünel üzerine (düşmana kızgın yağ dökmek maksadıyla) delikler oyulmuştur. 1972 yılında ziyarete açılmıştır.

AÇIK SARAY HARABELERİ

Açıksaray Örenyeri, Nevşehir-Gülşehir yolu üzerinde antik adı ‘Zoropassos’ olan Gülşehir’e 3km uzaklıkta; tüf kayalar içine oyulmuş sayısız mekanları, Roma dönemi kaya mezarları ve 9-10.yy ‘a tarihlenen kaya kiliseleri ile önemli bir piskoposluk merkeziydi. Süslemeleri, cepheleri, büyük salonları ve at ahırları ile öne çıkar. Araştırmacıların yapmış olduğu çalışmalar neticesinde Açıksaray Ören Yeri manastır yerleşimi olarak tanımlanmıştır. Örenyeri içerisinde bulunan mantar biçimindeki peribacası üniktir.

AZİZ JEAN KİLİSESİ

Gülşehir’in hemen girişinde yer alan ve iki katlı olan Aziz Jean Kilisesi’in alt katında kilise, şarap mahzenleri, mezarlar, su kanalı ve görevlilere ait mekanlar; üst katında ise İncil'den alınmış sahnelerle süslenmiş bir diğer kilise yer almaktadır.

Alt kattaki kilise, tek apsisli, haç planlı, haç kolları, beşik tonozludur. Merkezi kubbesi çökmüştür. Süsleme açısından direk ana kaya üzerine kırmızı aşı boyası ile stilize hayvan, geometrik ve haç tasvirleri resmedilmiştir. Üst kattaki kilise ise tek apsisli ve beşik tonozludur. Ana apsisteki resimlerin dışında oldukça iyi korunmuş olan kilise siyah bir is tabakası ile kaplıydı. Kilise’nin restorasyonu ve konservasyonu 1995 yılında Restoratör Rıdvan İşler tarafından yapıldıktan sonra bugünkü haline gelmiştir. İsa ve İncil siklusunu içeren kilisede sahneler bantlar içinde frizler halindedir. Siyah zemin üzerine sarı ve kahverengi renkler kullanılmıştır. Niş tonozlarında ve cephelerinde bitkisel ve geometrik motifler tercih edilmiştir. Batı ve güney duvarında Kapadokya Bölgesi’nde oldukça nadir olarak resmedilen Son yargı sahnesi yer alır. Kilise, apsisinde yer alan yazıtına göre 1212 yılına tarihlenmektedir.

DERİNKUYU YERALTI ŞEHRİ

Nevşehir-Niğde karayolu üzerinde Nevşehir’e 29 km uzaklıktadır. Derinkuyu yer altı şehrinin derinliği yaklaşık 85 m’ dir. Bu yer altı şehri, bir yer altı şehrinde bulunan tüm özelliklere (ahır, kiler, yemekhane, kilise, şırahane vs.) sahiptir. Ayrıca 2. Katta misyonerler okulu bulunmaktadır. Geniş bir alan olan okulun tavanı yer altı şehirlerinde pek rastlanmayan beşik tonoz ile örtülüdür. Salonun solundaki mekanlar çalışma odalarıdır.

Yer altı şehrinin 3. ve 4. katlarından sonra merdivenle doğrudan doğruya derinlemesine inilmekte ve alt katta bulunan haç planlı kiliseye ulaşılmaktadır. Yeryüzü ile bağlantısı bulunan 55 m derinliğindeki havalandırma bacası  aynı zamanda su  kuyusu olarak da kullanılmaktadır. Alt kata kadar uzanan kuyulardan her kat yararlanamaz, ayrıca istila anında zehirlenmeyi önlemek için bazı kuyuların ağzı yeryüzü ile bağlantısızdır. 1965 yılında açılan yer altı şehrinin halen yüzde onu gezilebilmektedir.


KAYMAKLI YER ALTI ŞEHRİ

Nevşehir ili, Kaymaklı kasabasındadır. Nevşehir’e 20 km mesafededir. 8 katlı olup, bugün 4 katı ışıklandırılmış ve ziyarete açılmıştır. İlk katı Hititler Dönemi’nde yapılmıştır. Roma ve Bizans Dönemleri’nde de diğer alanların oyularak genişletilmesi suretiyle yeraltı şehri haline dönüştürülmüştür. Tüf kayalara oyulmuş bu yeraltı şehri bir kitlenin geçici olarak yaşayabilmesi için gerekli barınma şartlarına sahiptir. Dar koridorlarla birbirlerine bağlanan oda ve salonlar, şarap depoları, su mahzenleri, mutfak ve erzak depoları, havalandırma bacaları, su kuyuları, kilise ve dışarıdan gelebilecek herhangi bir tehlikeyi önlemek için kapıyı içten kapatan büyük sürgü taşları vardır.


MAZI YER ALTI ŞEHRİ

Antik adı ‘Mataza’ olan Mazı köyü, Ürgüp’ün 18km güneyinde, Kaymaklı Yer Altı Şehri’nin ise 10 km  doğusundadır.

Yer Altı Şehrine 4  farklı giriş tespit edilebilmiştir. Asıl giriş düzensiz taşlardan örülü bir koridorladır. Kısa koridordaki iri sürgü taşı, yer altı şehrinin giriş çıkışını kontrol altına alınmasını sağlamaktadır. İç kısımdaki küçük oda sürgü taşının rahat bir şekilde hareket etmesi için yapılmıştır. Yer altı yerleşiminin geniş alanlarına yayılan ahırlar,  diğerlerinden farksızdır. Ahırlardan kısa bir koridor vasıtasıyla yeraltı şehrinin kilisesine ulaşılır. Bu mekanın girişi sürgü taşı ile kapatılabilmektedir. Kilise apsisi, Kaymaklı Yeraltı Şehri'ndeki kilisenin aksine uzun kenar köşesine oyulmuş, fasatı kabartmalarla süslenmiştir.

Yer altı şehri, göçmeler nedeniyle ziyaretçilerin can güvenliği açısından 2003 yılından itibaren ziyarete kapatılmıştır. Mazı Yeraltı Şehri Çevre Düzenleme Projesi tamamlanarak  2015 yılının temmuz ayında tekrar ziyarete açılmıştır.

TATLARİN  YER ALTI ŞEHRİ VE KİLİSESİ

Yeraltı Şehri
Acıgöl ilçesinin 10 km kuzeyinde yer alan Tatlarin kasabasının ‘Kale’ olarak adlandırıldığı tepesinde yer alır. Asıl giriş kapısı yıkılmış olan yer altı şehrine batı yönündeki iki mekan sayesinde girilebilmektedir.Yer altı şehri oldukça geniş bir alana yayılmış ancak küçük bir kısmı temizlenebilmiş olup 2 katı gezilebilmektedir. Ancak yer altı yerleşiminin mekanlarının büyüklüğü, pek çok  yeraltı yerleşiminde bulunmayan tuvaletlere sahip oluşu, erzak depolarının ve kiliselerin çokluğu normal bir yeraltı yerleşiminden ziyade askeri garnizon ya da manastır kompleksini akla getirmektedir. Tatlarin Yer Altı Şehrinin diğer yeraltı şehirlerin en önemli farkı ‘L’ biçimli bir koridorla ulaşılan tuvaletidir. Koridorun bu şekilde yapılmasının nedeni de büyük ihtimalle olabilecek kötü kokuların diğer mekanlara ulaşmasını en aza indirgemek içindir. Yer altı şehrinin bir diğer özelliği de saldırılara karşı koridorların ortasına yapılan 2-3 m derinliğinde yapılan tuzaklardır. Tatlarin Yer Altı Şehri ilk olarak l975 yılında tespit edilmiş, 1991 yılında ziyarete açılmıştır.

Kilise
Acıgöl ilçesinin 10 km kuzeyinde yer alan Tatlarin kasabasının ‘Kale’ olarak adlandırıldığı tepesinin yamacında yer alır. İki nefli, iki apsisli, beşik tonozlu olan kilisenin narteksi yıkılmıştır. Oldukça iyi korunmuş olan fresklerdeki sahneler bantlarla birbirinden ayrılmıştır. Zeminde koyu gri, tasvirlerde ise mor, hardal ve kırmızı renkler kullanılmıştır. Kilisede Meryem ve Çocuk İsa, başkalaşım, İsa’nın cehenneme inişi, Kudüs’e giriş, İsa’nın çarmıha gerilmesi, Michael ve Gabriel; Konstantin ve Helena’nın yanı sıra dokuz azizin ve kiliseyi yaptıran kişinin portresi de yer almaktadır. Kilise resim programına göre 13. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

Hazırlayanlar:

Yasemin SUNA HANÇER, Müze Araştırmacısı, Nevşehir Müze Müdürlüğü, 2018

Hale AKKUŞ, Arkeolog, Nevşehir Müze Müdürlüğü, 2018

(Nevşehir Müze Müdürlüğü, Kasım 2018)